Günümüzde yabancı dil bilmek çok önemli! Üstelik tüm ülkelerde İngilizce ortak bir dil olmaya başladı. Bununla birlikte başka diller biliyor olmak özellikle iş dünyasında artılar getirmeye başladı. Fakat çoğu insan yabancı dil konusunda çekingen kalıyor. Çünkü İngilizce olmak üzere pek çok dili öğrenmek ve konuşmak zordur diye düşünülüyor.

Peki dil öğrenmek gerçekten zor mu?

Açıkçası çok göreceli bir cevabı var. Herhangi bir dilin öğretmeni olsaydım kesinlikle cevabım: “Hayır” olurdu. Çünkü en basit mantıkla; Bir dili konuşabiliyorsan tüm dilleri konuşabilirsin. Örnek olarak doğduğun dili kullanmak bir beceri ve hali hazırda var olan bir yetenektir. Bu konuyla bağlantılı işin içinde biraz da zihin olarak kendini hazır hissetmekte var. Yabancı dil öğrenmekle ilgili çabalarım ve çok maceralarım var. Bunlardan da bahsedeceğim hem de önerilerde bulunacağım. Ama öncelikle bilimsel kısımdan başlamak istiyorum.

 Beyin ile dil arasında özel bir bağ olduğunu söyleyebiliriz. Beyin iki bölümden oluşur: Sağ ve sol lob.

Sağ lob,

Görsel ve işitsel konularla ilgilenir. Sezgiler sağ tarafta bulunur. Gerçeküstü hayaller kurar, mecaz anlamlarla ilgilenir. Sol tarafı yönetir.

Sol lob ise,

Matematiksel işlemlerde iyidir. Sebep-sonuç ilişkisini iyi kurar ve analitik beceriye sahiptir. Kelime, sayı ve sembollerle ilgilidir. Sağ tarafı yönetir.

Sağ beyin sanatsal faaliyetlerle ilgilenir, duygusal, empati, his ve şefkat. Sol beyin akademik ve bilimsel konularda başarılıdır. ( URL: https://www.mentalup.net/blog/sag-beyin-sol-beyin-gelistirme-yontemleri)

Dünya’yı anlamak ve ilişki kurabilmek için ihtiyaç duyduğumuz bilişsel fonksiyonlara temel bilişsel fonksiyonlar deniliyor. Bilişsel fonksiyonlar nelerdir?

Bellek, yürütücü fonksiyon, dikkat ve dil, görsel algısal ve görsel uzaysal fonksiyonlar.

Dille bağlantılı olarak; bellek, yürütücü, dikkat ve dil konularına değinmekte fayda var. Bellek bilgileri kodlama, depolama ve geri çağırmamıza olanak veren olağanüstü mekanizmadır. Eğer dikkatimizi bir şeye yeterince veremezsek kodlama, depolama ve geri çağırma yapamayız. Dil, iç dünyamızı ifade etmemizi sağlarken, dış dünyayla olan bağlantı kurmamızı sağlayan sembolik bir iletişim sistemidir. Ayrıca görsel uzaysal fonksiyonlar sayesinde gördüklerimizi algılayıp, yormak ve kategori edebilmek için ilişkilendirilmesi gerekir. (URL:https://www.cognifit.com/tr/science/brain-function)

          “Dil ve konuşma becerisi beynin neresinde bulunur diyebilirsiniz. Sol yarım kürededir. Matematik, mantık gibi bölümlerin olduğu alandır. İşitsel ve görsel öğrenmenin olduğu kısımdır. Tüm bu fonksiyonlar beyinde saniyeler içinde gerçekleşir. Duyulan ilk ses veya heceden sonra beyin hemen kelimeyi her iki dilde tanımlar. Dil merkezi çok esnek yapıdadır. Bu nedenle yabancı dil öğrenmek beyni geliştirir ve büyütür. Merkezi sinir sisteminin bileşenlerinden olan beyin boz maddesi yabancı dil bilenlerde çok daha fazladır. Dil öğrenme yeteneği doğuştan gelen bir yetenektir. Yabancı dil beynin daha esnek olmasını sağlar. Farklı diller ise beyinde aynı alanda depolanır.” ( URL: https://blog.konusarakogren.com/dil-ogrenme-beynin-neresinde-gerceklesir/)

Dil öğrenmek küçük yaşlarda daha kolay gerçekleşir. Çünkü çocukların hem hafıza hem de öğrenme becerisi erken yaşta gelişir. Bu nedenle çocuklara yabancı dil eğitimi anaokulu seviyesinde iken başlatılabilir. Bir dil öğrenmeyi ileri yaşlara bıraktığınız zaman zor bir süreçtir demiyorum ama çocukluk dönemlerine göre zordur denilebilir.

Türkiye’de dil öğrenirken herkesin ortak öğretileri, yanlışları ve alışkanlıkları var. Dil öğrenmek gerçekten özel bir beceri. Nitekim kendimden biliyorum:) Liseden sonra aldığım dil kursları, özel eğitimler ve yurtdışı seyahatlere karşın hala şakır şakır konuşamıyorum:) Ama ilgim baki:)

Dil konusunda öncellikle ilgileniyor olmanız, gerçekten öğrenmek istiyor olmanız gerekir. Sürekli konuşacak ortamlar oluşturmalısınız. En önemlisi her gün bağlantıda olmalısınız.

En çok İngilizce öğrenmedeki engel tıpkı matematikteki olduğu gibi dile karşı oluşan önyargıdır. “Konuşamam” diye düşünmek engelleyici zihinsel bir durumdur. İngilizce alt yazılı filimler izlemek, şarkılar ezberlemek, seviyeye uygun kitaplar okumak geliştirmek için çok önemli. Önemli noktalardan biri de utanmamak. Cümleyi yanlışta kursanız denemeniz güzel bir adım. Türkiye’ye gelen yabancıları düşünün Türkçe konuşmaya çalışırken ne kadar şirin oluyorlar. Emin olun bizde öyle oluyoruz. Olmadığımızı kim söyleyebilir ki?

Evet! Yukarıdaki bahsettiğim sorunların bir çoğunu ben de yaşadım. Özellikle utanma kısmını, ya hata yaparsam düşüncesi her daim beni zorladı. İş başa düştüğünde öyle bir konuşmak zorunda kalıyorsunuz ki anlatamam. İngilizce ya da hangi dilse artık mutlaka konuşacağınız ülkeye gitmelisiniz. Uzun zaman yurt dışında kaldığınızda oldukça ilerlemeniz mümkün. Yabancı dil öğrenirken, konuşmayı ve öğrenmeyi bırakırsanız unutmanız da kaçınılmaz.

Öğretmenin yaratıcı ve yetkin öğretme becerisi de inanılmaz etkilidir. Standart kelime ezberler ve cümlelerle olmaz . Kimisi gramere kimisi de konuşmaya önem veriyor. Ama dili sevdirmek ve konuşmaya cesaretlendirmek üzerinde fazla durulmuyor.

Özel eğitim aldığım dönemlerde gerçekten takdir ettiğim hocamın söylediği aklımda kalan en güzel özelliği; öncellikle dili sevmemi sağlayacak küçük adımlar, cesaretlendirmeler yapması idi. Asla cümle kurduğumda bana yanlış kurduğumu söylemiyordu. Kendi cümle kurduğunda yanlış telaffuz ettiğimi ve yanlış kurduğumu fark ediyordum. Bununla birlikte her hafta verdiği ödevler eğlenceli olduğu kadarda emek harcamam gereken şeyler oluyordu. Video çekimleri, şarkı ezberleme, sesli mesajlar, bir konu hakkında tartışma, öykü yazma değişik pek çok deneyimim oldu. Bu süreç elbette ilerlememe yardımcı olmuş, biraz daha olsun utanma duygumu azaltmıştı. Ses kayıtları oluşturun ki, sesinizi İngilizce olarak duyun, hem sesinize alışın hem de konuştuğunuza ikna olun. çok güzel değil mi? Yapabiliyorsanız yurt dışına gidin ancak çok iyi konuşmak için yurt dışına gitmek zorunda da değilsiniz. Sadece her zaman ilgilendiğiniz dille haşır neşir olmanız yeterlidir.

Yaş konusuna takılmayın! Tolstoy bisiklet kullanmayı 67 yaşında öğrenmiş. (Umut Hoca’mın kulakları çınlasın zira Tolstoy’un bisikleti adlı kitabı vardır.)Yine 70 yaşında yüksek lisans okuyup bitiren insanlar var. Yaş bizim kafamızda yarattığımız bir engel. Öğrenmek ve istemek başlı başına yeterlidir.

Dil konusunda önyargıları bir kenara bırakın ve öğrenme isteğinizden vazgeçmeyin!

Devam, devam…

Yaşam koçu& Nlp -Bioenerji- Eft Uygulayıcısı

Emel Baykara

Kaynak:

https://www.mentalup.net/blog/sag-beyin-sol-beyin-gelistirme-yontemleri)

(URL:https://www.cognifit.com/tr/science/brain-function)

https://blog.konusarakogren.com/dil-ogrenme-beynin-neresinde-gerceklesir/)