Benim için geçtiğimiz iki hafta çok zor geçti. Bu yazıyı yazmakta kolay olmayacak. Ancak derin nefesler alarak yazmaya başladım. Yakın zamanda benim için kıymetli birini kaybettim.

Hayatımız boyunca birçok kayıplar yaşarız; iş kaybı, ilişki kaybı, para kaybı, organ kaybı, bir eşyanın kaybı gibi. Yerine koyamayacağımız bir insanın ölümü ise, gerçekten çok acıdır. Çünkü geri gelmeyecek ve telafisi olamayan bir durum söz konusudur.

En son size duygular ve yönetimi, empati konularında yazmıştım. Öfkeden özellikle bahsetmiştim. Pek sevilmez demiştim. Sevilmeyen bir olayda “ölüm” ve sonrası oluşan “acıdır”. Acı duymak, acıyla baş etmek kolay değildir.

Tüm duyguların doğasında “kabul edilme” vardır. Kabul edilmeyen, ret edilen her duygu “acı verir”.  

Acıların dereceleri vardır. Ağrıdan kaynaklı bir acının yaşattığı farklı, bir kayıp nedeni ile yaşanan farklıdır. Bir ilişki bittiğinde yaşanan acı daha farklıdır. Kişiden kişiye olaydan olaya dereceleri değişir.

Hoşlanmadığımız duygulardandır acı dedik, ölümü de kimseye yakıştırmayız, hiçte sevmeyiz. Ölüm gerçeğini ister kabul edelim, ister etmeyelim. Ölüm gerçektir, o soğuk yüzünü bir şekilde bize gösterir. Varlığını hissettirir. Acı zordur diyorum ancak hiçbir acı sonsuza kadar sürmez, mutluluk ve diğer duygularımız gibi…

Ölümün zor olmasının en büyük sebebi; kaybı yaşayan kişinin, sevdiği insanın bu dünya’da fiziksel olarak olmayışı, onu bir daha göremeyecek olmasıdır. Ölüm karşısında acı duymak çok insanı bir şeydir. Bu sürecin adına “yas” denir. Yas süreci, acının kabullenmesini içerir.  Yas süreci tüm kayıp yaşayan insanlar için ortak bir durumdur. Kayıplara karşı ortak bazı tepkiler veririz. Fizyolojik, bilişsel, duygusal, davranışsal tepkiler gibi.

  • Fizyolojik tepkiler;

Nefes alıp- vermede zorluk, boğuluyor hissi, baş dönmesi, titreme, halsizlik, kusma, mide bulantısı gibi.

  • Bilişsel tepkiler;

Zihin bulanıklığı, halüsinasyon görme, rüyalardan etkilenme,

  • Duygusal tepkiler;

Şaşkınlık, şok, kişinin ölümünü kabul etmekte zorlanma, umutsuzluk ,kendine kızma ve kendini suçlama, ölen kişiye bırakıp gittiği için kızma gibi.

  • Davranışsal tepkiler;

Ağlama, dalgınlık, beslenme bozukluğu, alkol, sigara kullanımı, uyku bozukluğu gibi.

Yas sürecinde kadınlar ve erkekler farklı tepkiler verebilir. Kadınlar duygularını daha çabuk belli eder. Ağlayarak, konuşarak duygularını dışarı atar. Ancak erkekler için bu süreç daha zordur. Ağlamakta zorluk çekme, duyguyu belli edememek gibi durumları yaşarlar bununla birlikte dışa atabilmek adına farkına varmadan sebepsiz öfkelenebilirler. Duyguyu bastırdıkları için, bu onlarda öfkeye neden olabilmektedir.

Yas süreci kırk gün denir ancak bu süreç kırk günü aşabiliyor. Yas döneminin insana etkisi şu şekilde oluyor:

Kayıp gerçeğini kabullenmek, acıyla başa çıkmak, ölen kişinin yokluğuna alışmak, hayata kaldığın yerden devam etmek.

İnançlarımız bizi ayakta tutuyor. Ölüm ve sonrası konularında olan inançlarımız, ölümün arkasından yapılan dini ritüeller kabullenme sürecini hızlandırıyor.

Yas döneminde acıyla nasıl baş edilebilir?

Her şeyden önce etrafta sevdiğiniz insanlar olmalı, böyle bir dönemde dertleşecek kişilerin olması önemli. Anılardan bahsedecek yeri geldiğinde ağlayacak ve olumsuz duyguları dışarı aktaracak olmak hem kabullenmeyi hem de rahatlamayı da sağlayacaktır. Normal hayata geçmek için de oyalanmayın. Çünkü yas döneminde depresyona yakalanabilirsiniz. Yazmakta konuşmak kadar faydalıdır. Tüm bunlar dışında bunalmış ve kötü hissediliyorsa psikolojik destek alına bilinir.

Ölüm aslında fiziksel bir ayrılıştır. Kişinin fiziksel ve ruhsal olarak burada olmayışı ancak ruhsal anlamda ölümsüzlük olduğu için dua yoluyla iletişimde kalınabilir. Dünyada varlığının devam etmemesi nedeniyle kabul etmek zor gelse de inanışlarımız bize sabırlı olmayı öneriyor. İşte baş etmek için inanışlara sarılmamızda bu sebepledir.

Bu acıyla baş etme yöntemlerinden biri nefes tekniği uygulamaktır. Sakinleşmek ve kabule geçebilmek için küçük bir teknik önereceğim.

Sakinleştiren nefes çalışması:

4-7-8 RAHATLATICI NEFES ÇALIŞMASI

Dik bir pozisyonda durun. Omuz ve sırt bir yere dayanmasın. Bir eliniz kalbinizde bir eliniz karnınızın üzerinde olsun. Genellikle stres kalp- mide ve karında toplanır. Karnınızın şiştiğini hissederek dörde kadar sayarak nefes alın. Nefesinizi yediye kadar sayarak tutun. Yavaşça nefesi verin bunu yaparken, sekize kadar sayın. Bir kaç kez tekrar edin. Bu tekniğe aynı zamanda 4-7-8 tekniği denilir. Uyuyamadığınız zamanlarda da yapabileceğiniz harika bir egzersizdir. Rahatlatıcı özelliği sayesinde tansiyon düzelir, kalp ve nabız normale döner, rahatlama ve uyku hali gelir.

Şayet kendinizi iyi hissetmiyorsanız, bir doktora gidene kadar bu çalışmayı yapabilirsiniz. Ayrıca nefesin duyguları dönüştürücü yönünden de faydalanıyor olacaksınız.

Şifa olsun.

Sevgiler

Emel Baykara