Şifacılığa nasıl adım attığımla ilgili bir yazı yazmıştım. Bilinçaltında saklı kalan yüzeye çıkmamış bir yönümdü, “sen kimsin?” sorusu beni kendime getirdi ve bu sayede farkındalık kazandım.

Şifayı arıyordum, ruhumun şifasını ararken bu hiç bitmeyecek bir yolculuk sanmıştım. Evet, bitmeyen bir yolculuk.

İçimdeki bu eksikliği, kayıp parçayı aramasaydım, iyileşemeyecektim.

“Neyi ararsan, onu bulursun! “

Şifayı bulan biri olarak, bulduğum yöntemi zaman kaybettirmeden, insanların iyileşmeleri için kullanmalarına vesile olmak önemli bir görevimdi.

Evet, kendime misyon edindiğim tek şey bu. İnsanların iyileşmesi, hem ruhen hem bedenen.

Bir çok şifa yöntemi kullanan biri olarak, hiç düşünmediğim yerlerden keşiflerde bulunuyorum. Öncelikle bilgiye ulaşmak sonra o bilgiyi içselleştirmek gerekir. Bugüne kadar sahip olduğumuz dini bilgilerin de gerçek anlamını fark etmemişim. Siz de çocuklarınıza yeterince dini bilgileri özümsettiğinizi düşünüyor musunuz?

Kuantum düşünce sistemi ve enerji sistemi inanışlarımızda var. Fakat biz fark etmemişiz. Bunu bir gün ayrıca anlatırım. Karşılaştırma yaptığımda her düşüncenin, felsefenin ve inancın Kuran’da yer aldığını gördüm. O kadar kapsayıcı ki, her çağa uyuyor.

Hz. İsa’nın bir resmî

Günlük hayatımda peygamberlerimizin mucizelerinden ve hayatlarından örnekler vermeyi seviyorum. Onlar bizim rehberlerimiz. Çünkü her biri hem mucize yaşamışlar, hem de acılar çekmişler. Öğretici ve yön verici, ilham olmuş örnekler. Her bir öykü ve yaşanmışlık, biz insanlara farklı bir kapı açar.

Bu kapılardan biri, Hazreti İsa’nın şifacılığı. Hz.İsa’nın hayatını okuduğumda, elleri kullanarak şifalama yöntemini kullandığını bilmiyordum. Elle şifalandırma yapmaya başladıktan sonra dikkatimi çekti.

Araştırmalar tam yanıt vermese de onun Re-iki yaptığı yönünde yazılar mevcut.

“Reiki uygulamaları ile İsa’nın ellerini üzerine koyarak yapmış olduğu şifalar arasında bir çok benzerlik vardır. Önemli benzerliklerden biri, İsa’nın şifalandırma gücünü başkalarına geçirebilmesidir ki bu Reiki inisiyasyon işlemine benzer.” Bu yazı da bunlardan biri.

Hz. İsa’nın ellerinden gelen şifanın doğuştan mı yoksa sonradan mı ortaya çıktığına dair bir bilgi yok. Bu yazacağım bilgi ışığında yorumlayacak olursam:

Herkes bir enerjiye sahiptir, herkesin ellerinde enerji vardır. Bu enerjiyi kullanmayı ve aktive etmeyi öğrendiğimiz anda çalışmaya başlar. Hazreti İsa bu enerji ile doğdu. Fakat en önemlisi onu kullanmayı nasıl öğrendi? Ne zaman öğrendi? Ve nasıl yayıldı?

“Bazı doğru bilgiler, İsa’nın şifalandırma metodlarının, Doğu Kiliseleri tarafından saklandığına ve İpek Yolu ve diğer Hindistan’a Tibet’e ve Çin’e giden ticaret yolları üzerinde seyahat eden misyonerlerine geçirildiğine işaret etmektedir. Bu şifalandırma bilgilerinin Doğu’nun dinsel öğretileri içine adapte edilmiş olması ve böylece Dr. Usui tarafından kullanılan Reiki tekniklerinin orjinal kaynağı olması mümkündür.”

Bülent Gardiyanoğlu bir paylaşımında bu konu ile ilgili şöyle bir paylaşımda bulunuyor:

“Şifacılığı ile bilinen Hz. İsa’yı anlatan ayete lütfen dikkatlice bakın. Alemlerin Rabb’i Allah “Benim iznimle” kelimesini kullanıyor. Yani şifayı veren kul değil, Allah’tır. Şifa her zaman sadece Allah’tan dır. Bu duruma aracılık edenler ise, vesiledirler. Bazen benim enerjim yüksek diyenler olur, aslında işin doğrusu şu; senin Rabb’inle bağlantın güçlü. Teknolojiyle bu durumu örneklersek, antenlerin iyi çekiyor, megabitin fazla. “

Maide süresi 110. ayette iki durumdan bahsediliyor:

O gün Allah, şöyle diyecek: “Ey Meryem oğlu İsa! Senin üzerindeki ve annen üzerindeki nimetimi düşün. Hani, seni Ruhu’l-Kudüs (Cebrail) ile desteklemiştim. Beşikte iken de, yetişkin iken de insanlara konuşuyordun. Hani, sana kitabı, hikmeti, Tevrat’ı, İncil’i de öğretmiştim. Hani iznimle çamurdan kuş şekline benzer bir şey yapıyordun da içine üflüyordun, benim iznimle hemen bir kuş oluyordu. Yine benim iznimle doğuştan körü ve alacalıyı iyileştiriyordun. Hani benim iznimle ölüleri de (hayata) çıkarıyordun. Hani sen, İsrailoğullarına açık mucizeler getirdiğin zaman, ben seni onlardan kurtarmıştım da onlardan inkâr edenler, “Bu, ancak açık bir büyüdür” demişlerdi. Bu ayetten anlaşılan;

Kuranı kerimde Allahü teale Hz. İsa’ya ben izin verdim, ben öğretim sana der. Burdan anlaşılan şifalandırma yeteneğinin allahtan geldiği ve insanı vesile kıldığı aynı zamanda Hz isa’ya şifalandırma yetkisini de verdiğini gösteriyor. Bunu doğuştan verilmiş olması ve yine kendisine öğretilmiş olması büyük bir olasılık.

Enerjinin büyü zannedilmesi de günümüzde hala düşünülen olası bir şey. Bir dip not düşelim:

Büyü insan iradesinin zorla yönlendirilmesidir. Oysa ki spritüel hiçbir çalışmada kişinin ve kişilerin onayı alınmadan işlem yapılmaz. Ayrıca pozitif bir katkıdır.

Şifa vermekle ilgili bir vazife edinmiş olsam da bir tarafı ile bu ilmi düzgün kullanmakta gerekiyor. Bu ilmin arkasında karanlık şeylerde elbette var. Saf, temiz ve sevgi enerjisiyle çalışmakta önemli. Bir deneyimimden de bahsetmek istiyorum:

Geçen senelerde bir ortamda rica ettiler, bana enerji çalışır mısın diye. Kıramadım ve kabul ettim. Kozmik enerji ile tarama yaptım ve çakra dengeleme çalışması sırasında özellikle kalp kısmında yoğunluk hissettim. Enerjiyi kendisine yönelttiğimde orası tıkalı olduğu için sıkıntı bastı. Kapıları, pencereleri açtım ve çalışmaya ara verdim. Bu esnada sohbet ettik. Kollarında, ellerinde ve dizlerinde ağrıların gittiğini söyledi. Hatta ellerini iyice kapatamıyordum dedi. Ellerini rahatça kapattığını, ağırlık kaldırabildiğini- o an ağır bir şeyi kaldırmayı denedi. İnanılmaz iyi hissediyordu.

Tarama sırasında enerji verme sureti ile rahatlama ve şifalanma yaşamıştı. İyileşmeye hazırdı. Çalışmayı devam ettirmedik. Fakat düzenli çalışmamız gerektiğini de belirttim. Esas ilginç olan kendimi garip hissetmemdi. Çünkü karşımda ilk çalışmada kendini iyi hisseden biri vardı. Daha önce ki çalışmalarda da benzerlikler oluyordu. Ama bilirsiniz bir anda tık gelir, bir farkındalık oluşur. Öyle bir şeydi.

İlk aklıma gelen şu oldu; ” ben aracıyım, allah’ın izniyle oldu.” Bugüne kadar kimseye bunu ifade etmemiştim, çünkü herkesin bildiğini düşünüyordum. Bu düşüncede olabilen, aklından geçen biri varsa büyük bir şirke girerdi. Hele ki, ben iyileştirdim gibi öz güven patlaması tamamen şirk yapmaktı. Bu farkında olmadan insanları yoldan çıkarabilir hatta uygulayan kişiyi bile…

Bu durumdan önemli bir ayrıntı göze çarpıyor: Allah- ü teala   yeteneği olan herkese uyarı niteliğinde bu ayeti göndermiş. Gücün Allahtan geldiğini unutmamak gerekiyor.

Ve yine bu güçü kötüye kullanmamak gerekiyor. Enerji sevgi barındırır. Çünkü her şeyi Allah sevgi ve şefkatle yarattı. Ellerimizdeki enerji aslında kalbimizin de enerjisi bu nedenle enerjinin iyi veya kötü olması tamamen kişiye kalmış.

O halde kendimizi iyileştirmek için önce kendimizden başlamamız gerekir. Kendimizi sevmek ve öz bir şefkat göstermek gereklidir.

Elinizi kalbinize koyun ve deyin ki;

İyi ki varsın,

Seni görüyorum,

Seni duyuyorum,

Seni hissediyorum,

Sana güveniyorum,

Seni olduğun gibi seviyorum.

Ve bir şefkatle iki elini çapraz olacak şekilde kendine sarıl.🙅‍♀️